25 Ağustos 2007 Cumartesi

AŞK YAŞAYANLAR İÇİNDİR

Ağladığını istemem ben ölürsem.
Beni en sevdiğin halimle hatırla.
Uzak bir yerde çalıştığımı düşün.
Hayatta olduğuma inan
Bir gün gelir kendiliğinden
Geçer bütün üzüntün
Her yeni gelen günü
Yeni bir ümitle beklemeli
Her yeni gün yeni havalarla gelir
Gece, yağan yağmurla uyursun
Sabah, birde bakarsın odan güneşli.
Her gelen vapur, tren
Yeni insanlarla gelir...
Ben esmerdim güzelim
Bu sefer bir sarışını seversin
Aşk yaşayanlar içindir...

Necati CUMALI

AHMET ALTAN'DAN

Tanrı, Kadınlara geçmişi ve geleceği; Erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti. Kadınlar, geniş bir zamana yayıldıkları için HUZURSUZ Erkekler, daracık bir zamana sıkıştıkları için ANLAYIŞSIZ oldular.

Ahmet ALTAN

24 Ağustos 2007 Cuma

YERÇEKİMLİ KARANFİL, Edip CANSEVER

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.

Görüyorsun bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.

Edip CANSEVER

Nazım Hikmet'ten

“Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum.”
Nazım Hikmet

Siz ey serbest gezen canavarlar!

Hayvanlar düşünemez diyenlerin, ne kadar düşünceli yaratıklar olduğunu izledik bu akşam haberlerinde, düşüncelerimizden, insanlığımızdan utanarak.
Nehre serinlemek için giren bir ayıyı linç etmek ve bu ayıya yapılan linçi izlemek bile ne büyük bir insanlık ayıbıdır. İzlemek bile, ayıya yapılanlar kadar korkunçtu. Bir canlıyı döve döve, dakika dakika öldürmek ve bu ölümü izlemek...
Hayvanlar arasında açlıktan gerçekleşen böyle bir vahşeti belgesellerde bile izlemekten rahatsızlık duyarken böyle bir vahşete bir biçimde tanıklık etmek, birçok insanda derin yaralar açtı. Bu görüntüler, “Benim dışımdaki canlıların da yaşama hakkı var.” diye düşünenlerce unutulmayacak ve her hatırlanışında yürekler kanayacak,
Size, kim veriyor bu hakkı ya da siz nasıl böyle bir hakkınız olduğunu düşünerek bir canlıyı yok ediyorsunuz, böyle canavarlaşabiliyorsunuz. Sahi siz insan mısınız?
Siz ey serbest gezen canavarlar, ellerinizdeki kanı, o nehirde mi yıkadınız. Hani ayının kanının karıştığı o nehrin suyunda?
Siz ey serbest gezen canavarlar, o canını aldığınız ayının eğer seçme hakkı olsaydı, böyle bir hakkı olsaydı, inanın sizin yerinizde olmaktansa, ayı olmayı tercih edeceğini düşünüyorum.
Siz ey serbest gezen canavarlar, siz çok meşguldünüz göremediniz; ama biz istemeden de olsa gördük ayının: “Bunu neden yapıyorsunuz? Ben, değil siz düşünenler bilirsiniz: iyilikle kötülüğü, doğruyla yanlışı, güzelle çirkini, yaşatmakla öldürmek arasındaki farkı...” diyen gözlerle karanlık yüzlerinize bakışını...
Siz ey serbest gezen canavarlar, siz çok meşguldünüz göremediniz; ama biz istemeden de olsa gördük ayının: “Hiçbir canlı böyle bir ölümü hak etmemiştir.” diyerek bakan gözlerini...
Siz ey serbest gezen canavarlar, siz çok meşguldünüz göremediniz; ama biz istemeden de olsa gördük ayının da nasıl işkencelerle karşı karşıya kalabileceğini.
Siz ey serbest gezen canavarlar, siz çok meşguldünüz göremediniz; ama biz istemeden de olsa gördük ayının çektiği acıların boyutunu.
Siz ey serbest gezen canavarlar, eğer bu yaptığınızın insanlıkla bir ilgisi varsa, ben bir ayıyım. Elimden de ancak bu satırları yazmak geliyor.
Siz ey serbest gezen canavarlar, siz çok meşguldünüz göremediniz; ama biz istemeden de olsa gördük ayının...

23 Ağustos 2007

Serpil EZER